<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kilo Kilo Verme Kilo Vermek</title>
	<atom:link href="http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kilokonturolu.net</link>
	<description>Kilo Alma Sakına :D</description>
	<lastBuildDate>Sat, 16 Jan 2010 08:55:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>saglikli yaşamak icin neler yapmak gerekir?</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=103</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=103#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 08:55:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı bir hayat sürebilmek için , bedeninizi dinlemeli ve düzenli olarak takip etmeniz gerekir.Erken teşhis, günümüzde en ağır hastalıkların bile iyileştirilmesi için ilk harekettir. Vücut sağlığınıza önem verin, Huzurlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürün..
Sağlık taramaları, sağlıklı yaşam için son derece önemlidir. Çoğu insan, bir rahatsızlık hissetmeden doktora gitmez. Oysa, vücut bir noktada tıkanma yaşayıp, bununla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir hayat sürebilmek için , bedeninizi dinlemeli ve düzenli olarak takip etmeniz gerekir.Erken teşhis, günümüzde en ağır hastalıkların bile iyileştirilmesi için ilk harekettir. Vücut sağlığınıza önem verin, Huzurlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürün..</p>
<p>Sağlık taramaları, sağlıklı yaşam için son derece önemlidir. Çoğu insan, bir rahatsızlık hissetmeden doktora gitmez. Oysa, vücut bir noktada tıkanma yaşayıp, bununla baş edemediğinde sinyal verir.<br />
Bilinçsizce kullanılan ilaçlarla geçiştirilen bu sinyaller, çok büyük sorunların ayak sesleri olabilirler. Geç kalmadan önlem alabilmek için vereceğimiz ipuçlarını değerlendirin. Sağlık taramalarını, bir çeşit yaşam oyun planı gibi görmeye calişin..<br />
(İşte yapılması gerekli testller)<br />
PAP Smear Testi: İlk PAP testi 18 yaşında yapılmalı, daha sonra 1-3 yıl arasında tekrar yapilmalidir.Rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserlerinin erken teşhisi için son derece önemli bir durumdur Özellikle cinsel yolla bulaşan bir hastalık geçirilmişse, birden çok partner varsa ve sigara kullanılıyorsa bu test hayati önem taşımaktadır.<br />
Meme Muayenesi: Meme kanserinin erken tanısı için ergenlik çağından itibaren her ay periyodunuzu tamamladığınız gün, göğüslerinizi ellerinizle kontrol etmelisiniz. 40 yaşından sonra doktorunuz her ziyaretinizde bu kontrolü yapacaktır.<br />
Laboratuar Testleri: Bu incelemelerde kan şekeri, kolesterol, trigliserit ve ürik asit düzeyleri; böbrek, karaciğer ve bağışıklık sistemi fonksiyonları, vitamin ve mineral düzeyleri gibi birçok veri elde edilir. Tam kan sayımı, idrar tetkiki, tiroit fonksiyonları, kan biyokimyası gibi tetkikler doktorunuzun uygun gördüğü zaman aralıklarıyla yapılır.<br />
Kan Basıncı: 18 yaşından sonra her iki yılda bir ölçtürülmelidir. 50 yaşından sonra ise, bu ölçümler senede bir kere yapılmalıdır.<br />
Kolesterol: İlk ölçüm 20 yaşında yapılmalıdır. Eğer normal sınırlar içindeyse, her 5 yılda bir tekrar edilmelidir. 50 yaşından sonra total kolesterol, HDL ve LDL, trigliserit ölçümleri 1-2 yıl aralığında tekrarlanmalıdır.<br />
Diş Muayenesi: En ideal kontrol 6 ayda bir olandır. Mümkün değilse, en az senede 1 kere mutlaka dişler, diş etleri ve ağız sağlığı kontrolü yapılmalıdır.<br />
Göz Muayenesi: Şikayetiniz yoksa 3-5 yıl aralıkla, 50 yaşından sonra her yıl yapılmalıdır. Bu muayenede gözlük ihtiyacı, göz tansiyonu, katarakt gibi hastalıkların kontrolü gerçekleştirilir.İşitme Muayenesi: 50 yaşından sonra ortalama her 2 yılda bir kontrol edilmelidir.<br />
Deri Muayenesi: 50 yaşına kadar her 3 yılda bir, sonrasında her yıl yapılmalıdır. Bu muayene, melanomlar dahil olmak üzere deri kanserinin erken teşhisi için çok önemlidir.<br />
Kalınbağırsak ( kolon) tetkiki: Kalınbağırsak kanserlerinin ve öncüsü olabilecek bazı değişimlerin erken tanısı için incelemeler 50 yaşında başlamalıdır. İlk testler normalse 3 yıl arayla tekrar edilmesi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=103</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>saglikli uzun yaşam</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=102</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=102#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 08:50:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı ve uzun yaşamanın tuyalari
Bilimde ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde ortalama insan ömrü her geçen yıl uzamakta.Gelişmiş ülkelerde kadınlar için beklenen yaş 80’i erkekler için de 75’i buldu. Amerika’da 100 yaşını geçen yani dalya yapan insan sayısı her yıl % 4.1 oranında artmakta. Türkiye’de de ortalama yaşam süresi kadınlarda 70’i erkeklerde 65’i geçmiş bulunuyor.Yakın gelecekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı ve uzun yaşamanın tuyalari</p>
<p>Bilimde ve teknolojide sağlanan gelişmeler sayesinde ortalama insan ömrü her geçen yıl uzamakta.Gelişmiş ülkelerde kadınlar için beklenen yaş 80’i erkekler için de 75’i buldu. Amerika’da 100 yaşını geçen yani dalya yapan insan sayısı her yıl % 4.1 oranında artmakta. Türkiye’de de ortalama yaşam süresi kadınlarda 70’i erkeklerde 65’i geçmiş bulunuyor.Yakın gelecekte dünya nüfusunun %50’sini 60 yaşın üzerindekilerin oluşturması beklenmekte.. </p>
<p>Peki sağlıklı ve uzun yaşamak için neler yapilmalidir? </p>
<p>(İşte size 20 öneri) </p>
<p>devamli gülün. Gülmek bir taraftan stres hormonlarının düzeyini azaltıyor diğer taraftan vücudun doğal savunma mekanizmalarını ve bağışıklığı güçlendirmekte.Kahkaha özellikle kalp sağlığı için spor ve egzersiz kadar faydalidir.. </p>
<p>Gecede 6-7 saat uyuyanlar daha uzun yaşıyorlar. Uykunun 8 saatten fazla ve 4 saatten az olması yaşama süresini kısaltıyor.Gece uykusu çok önemli. Bir de yatak odanızın karanlık olmasına dikkat edin. Fırsat bulursanız öğle vakti yarım saati geçmeyen uyku da çok faydalidir.. </p>
<p>Mutlu bir evlilik erkek için de kadın için de uzun yaşamanın anahtarlarından. Birden fazla evlilik yapanların beklenenden erken öldükleri aklınızda bulunsun&#8230; </p>
<p>Düzenli egzersiz yapanların daha uzun yaşadığını artık herkes biliyor. Bunun için de en uygun sporlar düzenli yürüyüş ve yüzme. </p>
<p>Düzenli aaaa de uzun yaşama şansını artırıyor. aaaa stresi azaltıyor mutluluğu artırıyor ve daha iyi uyumamızı sağlıyor. </p>
<p>Çok çocuğu olanlar da uzun yaşıyorlar. Çocuk ve torunlarla olan yakın ilişkiler mutluluğu ve yaşama motivasyonunu artırıyor. </p>
<p>Anne ve babanıza akrabalarınıza yakın olun onlarla sık sık görüşün. </p>
<p>Mümkünse şehirde değil köyde yaşayın. </p>
<p>Araba kullanmayın. Yürüyün veya bisiklete binin. </p>
<p>Fazla kilolardan bir an önce kurtulun. Obezite hem kalp hastalıkları hem de bazı kanserler için risk yaratıyor. </p>
<p>Hangi yaşta olursanız olun yeni bir şey öğrenmeye bakın. Mesela bir müzik aleti çalın veya yeni bir dil öğrenin. </p>
<p>Araştırmalara göre iyimser olanlar yani hayata pembe gözlüklerle bakanlar karamsarlara göre 12 yıl fazla yaşıyor unutmayın. </p>
<p>Sigara ve alkol içmeyin sigara içilen ortamlarda bulunmayın. </p>
<p>Eğitim düzeyi de uzun yaşamayı etkileyen faktörlerden. Eğitimi az olanlarda sigara ve alkol tiryakiliği çok daha fazla ve bunların çeşitli iş kazaları ve meslek hastalıklarıyla karşılaşma ihtimalleri de daha yüksek. </p>
<p>Her gün az miktarda çikolata yiyenlerin tatlı yiyenlere göre 2-3 misli fazla yaşadıklarını gösteren araştırmalar var. Çikolatada bulunan fenollerin kalp hastalıklarına karşı koruma sağladıkları biliniyor. </p>
<p>Düzenli olarak ibadet edenler daha uzun yaşıyorlar. Dua etmek stresi ve sıkıntıları azaltarak kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyuculuk sağlıyor. </p>
<p>Kanserlerin %50’si diyetle ilgili. Günde en az beş kere sebze ve meyve yerseniz akciğer mide-bağırsak mesane ve meme kanserine yakalanma riskiniz azalır. </p>
<p>Yeşil ve siyah çayda bulunan antioksidanların özellikle kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi var. Hatta kalp krizinden sonra düzenli olarak çay içenlerde hayatta kalma şansı içmeyenlere göre %30 daha fazla. </p>
<p>Eve iş getirmek stresi ve bu da kalp krizi ve yüksek tansiyon riskini artırıyor. </p>
<p>Evde kedi köpek maymun kuş&#8230; gibi evcil hayvan besleyenler daha iyimser oluyorlar ve daha az strese maruz kalıyorlar. Hipertansiyonu olanlar için köpek en uygunu ama akvaryum da işe yarayabilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=102</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>nezle icin bal yemeyi deneyin</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=101</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=101#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 08:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[devamli bir şekilde burunda kaşıntı,hapşırma ve gözlerin burnun akması baya bir rahatsız edici etkenler.Tüm bu alerjik reaksiyonlar o güzel bahar günlerinizi rezil etmeye yeterli olacaktir.Enerjinizi tamamen bitmiş hissederken kendinizi baya bir yorgunda hissetmenize sebeb olur.
Nezle için piyasa da birçok ilaç var.Fakat bunların çoğu tamamen etkili olmuyor.Göz damlaları,burun açıcı spreyler geçici çözümler olurken alerji ilaçları da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>devamli bir şekilde burunda kaşıntı,hapşırma ve gözlerin burnun akması baya bir rahatsız edici etkenler.Tüm bu alerjik reaksiyonlar o güzel bahar günlerinizi rezil etmeye yeterli olacaktir.Enerjinizi tamamen bitmiş hissederken kendinizi baya bir yorgunda hissetmenize sebeb olur.</p>
<p>Nezle için piyasa da birçok ilaç var.Fakat bunların çoğu tamamen etkili olmuyor.Göz damlaları,burun açıcı spreyler geçici çözümler olurken alerji ilaçları da aşırı uyku yapıyor.Eğer sizde ilaçlar yerine doğal yolları tercih ediyorsanız günde bir kaç kez birer kaşik petek çiğnemeniz yeterli olacak..</p>
<p>Bal vücudun polene karşı olan duyarlılığını azaltıyor.Alerji bulunduğunuz bölgedeki çiçeklerin polenlerinden dolayı oluşuyor.Ve o bölgenin balını tercih ettiğinizde içerisinde muhtemelen o çiçeklerin poleni bulunuyor ve vücudunuzun duyarlılğını azaltmaya yardımcı olmaktadir..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=101</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>zehirlenmenin tedavileri</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=100</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=100#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 08:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[(GENEL BİLGİLER) İlk zamanlarda, yani 2-3 yaşlarina kadar, çocuğun güvenliği ana-babanın gerektiğinde sert davranmasıyla sağlanır. Bu yaşa kadar, özellikle her şeyi karıştırmaya, kırıp dökmeye, kapıyı açık buldu mu dışarı çıkmaya meraklı çocukları tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktansa, kırıcı oimayı göze alıp bazı yasaklar koymak daha dogrucu olacaktir.Ama çocuk 3-4 yaşına gelince, ona da sorumluluklar vermek, ısıtma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(GENEL BİLGİLER) İlk zamanlarda, yani 2-3 yaşlarina kadar, çocuğun güvenliği ana-babanın gerektiğinde sert davranmasıyla sağlanır. Bu yaşa kadar, özellikle her şeyi karıştırmaya, kırıp dökmeye, kapıyı açık buldu mu dışarı çıkmaya meraklı çocukları tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktansa, kırıcı oimayı göze alıp bazı yasaklar koymak daha dogrucu olacaktir.Ama çocuk 3-4 yaşına gelince, ona da sorumluluklar vermek, ısıtma aygıtlarına dikkat etmeyi, kaldırımdan yürümeyi, v.b. öğretmek gerekmektedir. Çocuk, çevredeki tehlikelerin neler olduğunu annesinin öğütleriyle, akıl yoluyla, açıklama ve uygulamalarla öğrenmedikçe, tehlikeden uzak duramaz. Bu yüzden, annenin, doğal kuşkularını bir yana bırakarak, çocuğun yepyeni özgürlüğünün tadını çıkarmasına olanak vermesi gerekmektedir.7-8 yaşma doğru çocuk, Okula tek başına gidebilmeli, kavşaklarda karşıdan karşıya geçebilmeli, bir ısıtma aygıtını yakabimeli, kamu ulaşım araçlarına binebilmelidir. Çocuk, çevresindeki tehlikelerden korunmayı en iyi, annesinin aşırı koruyuculuğu altında bu tehlikelerden habersiz kalarak değil, yaşayarak öğrenmesi gerekmektedir.</p>
<p>(Zehirlenme nedenleri)</p>
<p>Küçük çocuk, özellikle 18 ay — 4 yaş arasında, dikkatsizlikle yetişebileceği yerlere bırakılmış bazı zehirli maddeleri yutmak tehlikesiyle karşı karşıya kalicaktir. Bunun nedeni, merak (eline geçeni ağzına götürmek, çocuğun çevreyi öğrenmekte kullandığı ilk yoldur) ya da sözkonusu zehirli maddeleri sevdiği yiyeceklerden, tatlılardan, v.b. ayırdedememesidir.</p>
<p>En sık raslananlar ilaç zehirlenmeleridir. Bu tür zehirlenmeler her zaman kaza sonucu olacaktir. Bu durumda genellikle, çocuğu hemen hastaneye kaldırıp midesini yıkatmak gerekir. Daha sonra, temizlik maddeleriyle zehirlenmeler gelir. Çocuk, naftalin topağını bonbon sanarak yutabilir. Tümü zehirli olan bu tür maddeleri çocuğun erişebileceği yerlere bırakmak ya da ambalajını değiştirerek yanılma tehlikesini artırmak, ana-babanın verebileceği en büyük sorumsuzluk örneklerinden biridir. Bitkiler ve hayvanlar yoluyla ya da besin maddelerinden zehirlenmeler, önlem alınması en güç olanlardır.</p>
<p>Pratik tutum</p>
<p>Kaçınılması gereken davranışlar: Çocuğu hekime ya da hastaneye götürmeksizin evde tedavi etmeye kalkışmamak, sözgelimi gelişigüzel ve uygun olmayan yöntemlerle kusturmaya çalışmamak gerekir: Mide sıvısının, solunum yollarına kaçıp bronşları doldurarak, solunumu apansızın durdurması tehlikesi vardır.</p>
<p>Çocuğa süt gibi sıvı maddeler de içirmemek gerekir; çünkü bazı durumlarda süt, zehirli maddenin barsakta özümlenmesini daha da kolaylaştırır.</p>
<p>Zehirlenmeye neden olan madde atılmamalıdır. Ayrıca ağlamıyor, öksürmüyor, iyi görünüyor düşüncesiyle, çocuğun zarar görmediğini sanmak da yanlıştır. Zehirlenme konusunda hiç bir kuşkuya izin verilemez: Çocuğu boş yere hastaneye götürmek, koma halinde götürmekten daha iyidir.</p>
<p>Yapılması gerekenler: En iyisi, hastaneye elden geldiğince çabuk gitmek, zehirlenmeye neden olan maddeyi (temizlik gereci, besin maddesi, konserve) de kutusuyla birlikte (çocuk biraz kusmuşsa, bu kusmuğu da) götürmektir. Tehlikelerin değerlendirmesini yapmak, gerekiyorsa tam güvenlik içinde mideyi yıkamaya girişmek, kusmuğun laboratuvarda incelenmesi sayesinde tam teşhis koymak, iç organların (karaciğer, böbrekler, kalp ve beyin de zedelenmiş olabilir) bilançosunu çıkarmak ve gerekli yeniden canlandırmaya başvurmak, ancak hastanede olanaklıdır. Gerekli süre içinde çocuğu hastaneye götürmek olanağı yoksa, yakındaki bir hekime başvurulmalıdır. Kusturmaya gerek olup olmadığına ancak hekim karar verebilir; çocuk, yüzükoyun yatırılarak başı yana çevrilir ve birkaç dakika içinde kusmayı sağlayacak olan apomorfin iğnesi yapılır (kusmuğu saklamak gerekir).</p>
<p>Hastanedeki bakım: Hastanede, gerekiyorsa fizyolojik serum ya da genel panzehirle (etkin kömür, tanen ve magneziden oluşur; mide yıkandıktan sonra bu maddenin de tümüyle boşaltılması gerekir) mide yıkanır. Barsak özümlemesi süreleri, maddeden maddeye değişir; bu sürenin değişkenliği de gözönüne alınarak, mide yıkama, ancak zehirlenmeyi izleyen 4-6 saat içinde gerçekleştirilirse etkili olabilir. Ayrıca, bazı durumlarda, özellikle yakıcı kimyasal maddeler, köpüklü deterjanlar, çamaşır suyu, potasyum permanganat ya da petrol gibi eriticiler içilmişse, midenin yıkanmaması gerekir.</p>
<p>Daha sonra çocuk sıkı bir gözetime alınarak, yaşamsal işlevleri (kalp, böbrek, karaciğer, özerk sinir sistemi, solunum) korunmaya çalışılır. Ciddi durumlarda, çocuğun yaşinna uygun bir yeniden canlandırma uygulamak gerekmektedir özellikle, panzehiri bilinmeyen zehirlenmelerde, tehlikeli dönem atlatılıncaya dek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=100</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>bitki ve hayvanlarin sebeb oldu zehirlenmeler</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=99</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=99#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 08:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[)Bitkiler) Mantar zehirlenmelerinin üstünde önemle durmak gerekmektedir. Kural, en küçük kuşkuda, satın alınan ya da toplanan mantarları tahlil ettirmektir. Erken belirti veren (3-4 saat) zehirlenmeler, sindirim bozukluklarının yanısıra ruhsal bozukluklar (sinirlilik, hayal görme) da görülmesine karşın, zararlı sayilmaz.Geç belirti veren (12-40 saat) zehirlenmeler çok sakıncalı ve tehlikelidir Gerek erken, gerek geç belirti versin, bütün bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>)Bitkiler) Mantar zehirlenmelerinin üstünde önemle durmak gerekmektedir. Kural, en küçük kuşkuda, satın alınan ya da toplanan mantarları tahlil ettirmektir. Erken belirti veren (3-4 saat) zehirlenmeler, sindirim bozukluklarının yanısıra ruhsal bozukluklar (sinirlilik, hayal görme) da görülmesine karşın, zararlı sayilmaz.Geç belirti veren (12-40 saat) zehirlenmeler çok sakıncalı ve tehlikelidir Gerek erken, gerek geç belirti versin, bütün bu zehirlenmelerde çocuğu hemen kusturmak ve midesini yıkatmak gerekmektedir. Ayrıca, çocuk bazı bitki ve otları zararsız sanarak yiyebilir. Bu durumda da hemen kusturulup, hekime baktirmak gerekmektedir..</p>
<p>(Hayvanlar) Midye zehirlenmesi çoğunlukla, mide yıkamayı ve barsakları boşaltmak için lavman yapılmasını gerektiren tahriş edici sindirim bozukluklarına yol açmaktadir. Bazen alerji de yapti görülür; bu durumda anti-histaminik ilaçlara başvurulur. Bazen de, kurar zehirlenmesini hatırlatan ve uygun yeniden canlandırma gerektiren geçici felçlere neden olmaktadir..</p>
<p>Bazı balıkların (mersin, turna, bıyıklı bahk) yumurtaları, bazı dönemlerde zehirlenme yapabilir. Bayat balıklar da rahatsızlık, baş ağrısı, çarpıntı, baş ve boyun damarlarında genişleme ve kaşıntıya yolaçabilir. Bazı balıkların (iskorpit, v.b.) dikenlerine dokunmak da şiddetli bir acıya ve yerel ödeme neden olabilir. Dokunan yeri mikroptan arındırmak ve ağrı kesici bir ilaç vermek gerekir.</p>
<p>Akrep sokması, sindirim bozukluklarıyla birlikte kas kasılmaları, çırpınmalar, koma, atardamar basıncında düşme ve böbrek bozukluklarına yolaçar. Sokulan yeri hareketsizleştirerek zehirin yayılmasını önlemek ve vakit geçirmeden akrep sokmasına karşı zehir serumu iğnesi yapmak gerekir.</p>
<p>Örümcek sokmaları ülkemizde pek tehlikeli değildir, çok ender olarak kas sertliği, başdönmesi; titreme ve atardamar basıncı bozuklukları yapar.</p>
<p>Yabanarısı, arı ya da eşekarısı sokmaları, ancak çok sayıda ya da çok damarlı bir bölgede (dudak, ağız, yüzeysel toplardamar) oldukları zaman ciddidirler. Ölümle sonuçlanmalarına ancak, özel aşırı duyarlığı olan kişilerde, raslanır: Bazı kişilerde a-pansızm bir alerji tepkisi.koma ve şok durumu görülür; genel durumları birkaç dakika içinde ağırlaşır. Bu gibi ciddi durumlarda kortizon türevleri, antihistaminikler ve damardan kalsiyum vermek, atardamar basıncının (büyük tansiyonun) düşmesini önlemek gerekir.</p>
<p>Zararsız durumlarda, sözgelimi çocuğu bir böcek soktuğunda, sokulan yeri su ve sabunla iyice temizlemek, sonra mikrop kırıcı oir maddeyle (oksijenli su, 90°’lik alkol, v.b.) yıkamak gerekir. Daha sonra da iltihap önleyici bir merhem sürülür.</p>
<p>Yılan sokması, bir şey battığı duygusundan kısa süre sonra, deride 6-8 mm aralıklı ve birer damla kan sızdıran iki küçük izle anlaşılır. Birkaç dakika içinde, kol ya da bacağın tümü mavimsi bir ödemle kaplanır, ağrı ve morarma vardır. Sindirim ve solunum güçlüğü, koma ve ateş görülebilir. Baştaki sokmalar en tehlikeli olanlarıdır. Sokulan yeri oynatmadan vederiyi yarmadan emmek, üyenin kalbe yakm tarafını lastik sargıyla sıkmak, yerel mikroptan arındırma uygulamak, 1, 2 ampul zehir serumu iğnesi yapmak gerektirmektedir. Çocuk mutlaka hastaneye kaldirilmasi gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=99</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ilaç zeirlenmeleri</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=98</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=98#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:51:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[(Aspirin) Sıkca rastlanan ve ciddi bir zehirlenmedir. Bir günde alınabilecek en fazla miktar kilo başına 0,05 gr olduğundan, 10 kg ağırlığında (1 yaşında) bir çocuk için, günlük en fazla miktar 0,5 gr, yani bir komprimedir. Aspirin zehirlenmesinde, midenin hemen yıkanması gerekmektedir.Teşhisi kolaylaştırmak için, sidik renkli ayıraçlarla denetlenir. Kilo başına 0,15 gramdan fazla aspirin alınmışsa sinir, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>(Aspirin) Sıkca rastlanan ve ciddi bir zehirlenmedir. Bir günde alınabilecek en fazla miktar kilo başına 0,05 gr olduğundan, 10 kg ağırlığında (1 yaşında) bir çocuk için, günlük en fazla miktar 0,5 gr, yani bir komprimedir. Aspirin zehirlenmesinde, midenin hemen yıkanması gerekmektedir.Teşhisi kolaylaştırmak için, sidik renkli ayıraçlarla denetlenir. Kilo başına 0,15 gramdan fazla aspirin alınmışsa sinir, karaciğer ve böbrek bozuklukları görülür (çırpınma, koma, sayıklama, kalp ve solunum bozuklukları, yüksek ateş, kanamalar) ve hemen yoğun bir yeniden canlandırma uygulamak gerektirir..</p>
<p>Barbitürik asit türevleri (uyku ilaçları): Süt çocuğu için normal miktar, günde kilo basma 0,01 gramdır; saralı küçük çocuklarda günde 0,10 gramlık sınır aşılmaması gerekir. Yüksek dozlarda alındıklarında koma ve solunum bozuklukları görülmekte.Çocuğu kusturmaya çalışmamak gerekir. Hastanede, bol serum verilerek, zehirin böbrekler yoluyla atılması sağlanmalidir.</p>
<p>Fenotiyazinler: Huzursuz çocuklara yatıştırıcı ve rahatlatıcı olarak verilen bu ilaçları kullanmak güç olduğundan, yazılı dozları geçmemeye büyük özen göstermek gerekir (yüksek doz, ciddi komaya ve özerk sinir sistemi bozukluklarına yolaçar). Bu evreye varılmadan midenin yikanmasi gerekmektedir..</p>
<p>Afyonlu ilaçlar ve kodein: 4 yaşından küçük çocuklara, büyüklerin kullandığı ağrı kesici ilaçlar ve öksürük şurupları verilmez. Bu ilaçlar, çocukta önce bünyeyi uyarır, sonra tekrarlamak kusmalara, en sonunda da solunum bozukluklarıyla birlikte komaya yolaçar. Nalorfin iğneleri çok etkili bir panzehir olmakla birlikte, geç kalmadan mideyi yıkamak en iyi çözümdür.</p>
<p>Teofilin: Çocuk için günde alınabilecek en fazla miktar, kilo basma 7 miligramdır. Bu miktarın aşılması, kusmayla birlikte taşkınlık, daha sonra da sayıklama ve çırpınmalarla sonuçlanır. Çocuklar için hazırlanan fitillerin yüksek dozlu olduğu (100 mgr) ve duyarlığın çocuktan çocuğa büyük değişiklikler gösterdiği unutulmamalıdır.</p>
<p>(Öteki ilaçlar) Çocuklarda en sık görülen zehirlenme nedenlerini tamamlamak için, yukarda sayılan ilaçlara kalp yetmezliği ilaçlarını (dijital türevleri), aspirin dışındaki ateş düşürücüleri ve ruhsal bozukluklarda alinan ilaçları saymak gerekmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=98</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Besin zehirlenmeleri</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=97</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=97#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:47:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Mikroplu yiyeceklerin yolaçtıgı bozukluklardır. Burada yalnızca çocuklardaki biçimlerini gözden geçirelim
Stafilokok zehirlenmesi, yemeklerden 2-3 saat sonra, özellikle şarküteri ürünleri (sucuk, salam, v.b.), konserve, sütlü maddeler, kaymaklı dondurma gibi, içinde mikropların kaynatmaya direnç gös-. teren zehirler oluşturulabilecekleri besinler almış çocuklarda görülmektedir.öncelikle ateş olmaksızın, kusma ve ishal başlicaktir.Hasta, birkaç saat içinde, te-davisiz iyileşir; ama bazı ciddi biçimlerde, hızlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mikroplu yiyeceklerin yolaçtıgı bozukluklardır. Burada yalnızca çocuklardaki biçimlerini gözden geçirelim</p>
<p>Stafilokok zehirlenmesi, yemeklerden 2-3 saat sonra, özellikle şarküteri ürünleri (sucuk, salam, v.b.), konserve, sütlü maddeler, kaymaklı dondurma gibi, içinde mikropların kaynatmaya direnç gös-. teren zehirler oluşturulabilecekleri besinler almış çocuklarda görülmektedir.öncelikle ateş olmaksızın, kusma ve ishal başlicaktir.Hasta, birkaç saat içinde, te-davisiz iyileşir; ama bazı ciddi biçimlerde, hızlı su yitimi, hastaneye kaldırmayı gerektirebiliyor.Bu durumda, besin maddelerinin de tahlili yapılmasi gerekir..</p>
<p>Salmonella zehirlenmeleri pasta, krema ve pişirildikten sonra yeniden ısıtılmış yiyecekler yendikten 15-25 saat sonra ortaya çıkmaktadir<br />
Kusma, karın ağrısı ve ishalin (çok sık) yanısıra, 39°—40cC ateş olucaktir. Hasta 3-4 gün içinde kendiliğinden iyileşir-se de, küçük çocukta ishallerle su yitimi, çırpınma, hattâ enfeksiyonun yaygınlaşması olasılıkları bulunduğundan, hekim gözetimi yerinde olucaktir.</p>
<p>Kusma ve ishalli besin zehirlenmesinin çocuktaki başlıca tehlikesi su yitimi olduğundan, özellikle de kusmalar ağız yoluyla su verilmesine olanak bırakmıyorsa, çocuk hastaneye kaldırılmalıdır. Evde ishale karşı sıkı bir rejim (tuzlu havuç çorbası, pirinç lapası, ayva reçeli, elma rendesi), ara vermeden birkaç gün yenmelidir&#8230;</p>
<p>Botülizme, bir tür toksin içeren şarküteri maddeleri (sucuk, salam, sosis, v.b.) ve konserve yiyecekler yolaçar. Birkaç saat ya da birkaç gün sonra, sinirsel bozukluklar (felçler) ve görme bozuklukları başgösterir. Ateş olmamasına karşın, hastanede yeniden canlandırma ve özel bir serum gerektiren ciddi bir durumdur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=97</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek gelişimi</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=96</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=96#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:39:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[SIFIR YAŞ İLE BİRBUÇUK YAŞ ARASI
Yeni doğan bebeğin çok önemli iki özelliğinden biri yaşayabilmek için tümüyle başkalarına bağımlı ve muhtaç olması durumudur.Ona bakan onu doyuran, koruyan biri olmazsa bebek ölür. Bu temel özellik çocuğun daha yaşamının ilk anından itibaren başka insanlarla ( anne veya anne yerini tutan bir başka kişi v.b ) bir sosyal ilişki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SIFIR YAŞ İLE BİRBUÇUK YAŞ ARASI<br />
Yeni doğan bebeğin çok önemli iki özelliğinden biri yaşayabilmek için tümüyle başkalarına bağımlı ve muhtaç olması durumudur.Ona bakan onu doyuran, koruyan biri olmazsa bebek ölür. Bu temel özellik çocuğun daha yaşamının ilk anından itibaren başka insanlarla ( anne veya anne yerini tutan bir başka kişi v.b ) bir sosyal ilişki içinde olduğunu göstermektedir.<br />
Yeni doğan bebeğin diğer önemli özelliği tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasıdır.Bu özelliğine egosantrik de diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini en ön planda tutmak olamaz&#8230;</p>
<p>Bebek ilk ilişkisini bu çerçeve içinde annesi ya da annelik görevini yapan kişi ile kurar. Çocuğun bu ilişki içinde iki temel gereksinimi vardır: fiziksel bakım ( doyurma ve korunma ) ve sosyal bakım ( sevgi ve duygusal yakınlık ). Bu iki temel gereksinimin nasıl ve ne ölçüde yerine getirildiğini bilirsek çocuğun ilerdeki kişiliğinin temeli hakkında çok şey öğrenmiş oluruz. Önce fiziksel bakımı ele alalım. Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk zamanla annesini ve ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kişiyi bir ödül kaynağı olarak beller, ona değer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir, ona bağlılık duyar ve bağlanır. Bebeğin kısa süre de olsa annenin gözden uzaklaşmasına dayanabilmesi bebeğin öz benliğine de varlığı artık kesinlik kazanmış bir anne tasarımının bulunduğunu gösterir. Anne bir süre gözden uzaklaşmış olabilir, fakat az sonra gelecektir, çünkü gözden şu anda silinmesi artik gelmiyce anlamini tasimaz. Demek ki düzenli alma verme ilişkisi bebeğin zihninde annenin sürekliliğini sağlar. Anne çocuğa karşı tutarlı ve olumlu ise çocukta genel olarak yaşamda doyum bulacağına ilişkin bir temel güven duygusu oluşmaya başlar. Ama anne tutarsız, olumsuz ya da kaygılı ise çocuk bu temel güveni oluşturmakta zorluk çekecektir<br />
Fiziksel bakım eksiksiz de olsa temel güveni oluşturmada tek başına yeterli değil. Sevgi ve duygusal yakınlık görmeyen çocuğun kişiliği bu durumdan olumsuz etkilenir. Hatta bakım evlerinde yaşayan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar yeterli fiziksel bakım gören ama sevilip okşanmayan, konuşulmayan çocukların önce çevreden ilgi aradıkları, fakat zamanla adeta yaşama küsüp çevreyle ilişkilerini kestiklerini ortaya koymuşturlar. Oysa sevgi ve duygusal yakınlık gören çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona değer vermesi onda değerli olduğu kanısını yukseltir. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna ilişkin temel güven oluşturur. İşte, anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık ve aynılık çocukta &#8220;Temel güven duygusunun&#8221; özünü oluşturur.<br />
Bununla birlikte bütün yaşlarda yaklaşmakta olan tehlikeyi veya rahatsızlığı sezmek için dürüst ve dürüst olmayan insanlar arasında ayrım yapmak için biraz güvenmemede gereklidir. Ama eğer güvenmeme güvenmeden az olursa çocuk ya da gelişmiş insan hayal kırıklığına uğrayabilir, şüpheci ve kendine güvenden yoksun olabilir<br />
         Kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktör ise duygusal gelişimdir.Duygusal gelişim sağlıklı bir insan gelişimini inceleyebilme açısında önemli olduğu kadar, duygusal temelde sorunları olan çocukların bu sorunlarının anlaşılması ve tedavisi açısından da araştırılması gereken bir konudur.Duygusal gelişimin parçası olan korkuya şöyle bir bakalım. Bu dönemde ses korku yaratan uyarıcılar arasında birinci sırada gelir. Altıncı ayda veya daha ileri aylarda bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne karşı korku tepkileri artmıştır.Diğer bir korku türü ise bebeklerin yabancılara karşı gösterdikleri korku tepkileridir.7. ve 8. aylarda yabancılara karşı hissettikleri korku duyguları birinci yaşın sonuna doğru yoğunluk ve sıklık gösterir.<br />
Bebeklik çağında öfke ve saldırganlık tepkisi çocuğun bir kimse ya da olay tarafından engellenmesinden doğar. Bu engeller en belirgin şekilde şu alanlarda ortaya çıkar; yemek yeme, temizlik, tuvalet eğitimi, uyku, oyundan alı konma. Bu tür engellere karşı bebeğin ilk tepkisi, hedefi belli olmayan bir ağlama ve çırpınmadır. Giderek çevresinin ödüllendirdiği yönde davranışını belirler, bağırma, tepinme, inatla nefes tutup çevresini korkutma gibi yöntemler bulur. </p>
<p>BİRBUÇUK YAŞ İLE ÜÇ YAŞ ARASI (1.5- 3 yaş )<br />
Çocuk, fiziksel ve psikolojik olarak bağımsız oldukça kişilik için yeni olanaklar ortaya çıkar. Çünkü bu dönemde kas ve hareket gelişim hızlanmıştır ve ayağa kalkıp yürüyen çocuk anne kucağından çevreye doğru uzanmaya, kendi başına hareket etmeye başlar. Bu yılların olumlu unsuru özerklikken, olumsuz unsurlar utanma ve şüphedir. Bu dönemde çocukta işeme ve dışkılama işlevini gören kaslar olgunlaşmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu kasların olgunlaşması, işeme ve dışkılamanın artık isteğe bağlı olarak yapılabileceği anlamına gelmektedir. Yani çocuk isterse tutar, isterse bırakabilir. Böylece birbirine karşıt iki istek, iki eğilim ortaya çıkmıştır. Çocuk, birbirine karşıt iki eğilim arasında bir seçim yapabilme durumuna gelmiştir. Bu durum çocuk için yepyeni bir yetinin gelişmesi demektir: tutmak ya da tutmamak; yapmak ya da yapmamak. İşte, özerklik duygusu birbirine karşıt istek ve eğilimler arasında bir seçim yapabilme gücüdür. Utanma kişinin pantolonunun inikken kendine bakıldığının farkında olduğu anlamına gelir. Şüphe çocuğun göremediği ve kontrol etmeye çalışması gereken, bilinmeyen &#8220;arka&#8221; ile ilgilidir.<br />
İşeme ve dışkılamayı isteyince tutabilme ya da bırakabilme giderek toplumsal anlam taşıyan birçok davranış örüntülerine geçer ve genelleşir. Bu dönemde çocuk kakasını ne zaman, nereye yapabileceği veya evin nerelerini araştırmaya müsaade edildiği gibi kurallarla karşılaşır.Bu kuralar çocuğun gelecekte karşılaşacağı toplumsal kurallar karşısında çocuğu hazırlar.Burada dikkat edilecek nokta çocuk özerkliğini kazanırken onu kurallar altında ezmemek ve kişilik gelişiminin önünü tıkamamaktır.<br />
Çocuk içinde bulunduğu toplumun beklentilerine göre bazı şeyleri yapmayı, örneğin kakasını, çişini uygun zaman ve yerde bırakmak üzere tutabilmeyi öğrenirken ağır utandırmalar ve cezalarla karşılaşırsa utanç ve kuşkuculuk duyguları yerleşir. Böylece bu duyguların etkisi ile seçim yapabilme ve irade yetilerinin gelişmesi kösteklenebilir. Bu evrede istenmeyen gelişme utanç ve kuşkuculuk duygularının aşırı gelişmesidir.<br />
Kısaca bu dönemdeki en önemli gelişme çocuğun yürüme, konuşma ve tuvalet becerilerini kazanmasıdır.<br />
Bu dönemdeki korkulara bakacak olursak çocukların korkularında farklılaşma ve artmalar görülür. Bu dönemdeki korkular karanlık, köpek, şimşek, ani ses ve yalnız kalma v.s sayılabilir. Ayrıca tuvalet eğitimi de bazı çocuklarda korkuya neden olur ki bunun nedeni alaturka tuvalettir çünkü çocuk kakasını kendisine ait bir parça olarak görür ve kendine ait bir şeyinde gitmesi çocuğu korkutur, kaygılandırır. Bu noktada dikkatli olmak gerekir. Çocuğun korkularını etkileyen başlıca faktörler:<br />
1.Zeka 2.Cinsiyet 3.Sosyo-ekonomik statü 4.Sosyal ilişkiler 5.Fizyolojik koşular 6.Kişilik yapısı şeklinde sıralanabilir.<br />
Duygular konusunda yetişkinlere düşen görev, onların doğal olduğunu kabul etmek ve çocuğun duygusunu dile getirmesine saygı göstermektir. Duygu doğru ya da yanlış değildir, sadece gerçektir. Ancak duygunun yol açtığı davranış doğru ya da yanlış olabilir. Demek ki Ali&#8217;nin babasına kızması yanlış değildir. Ancak bu kızgınlığı ifade şekli saldırgansa, o davranış yanlıştır.<br />
Üç yaşlarından itibaren öfke nedenleri daha çok sosyal olaylardır; örneğin bir akranla tartışma, bir yetişkinle denetim çatışması, bağımsızlık isteği gibi.<br />
Öfke ve saldırganlık tepkilerine her zaman bastırılması gereken uyumsuz tepkiler olarak bakmamalıyız. Bazı durumlarda çocuğun öfkelenmesi uyumlu olmaktan öte, gereklidir. Hakkı çiğnenen, emekle yaptığı bir resmin başkası tarafından yırtıldığını gören, daha büyük bir çocuğun kardeşini dövdüğünü gören çocuğun öfkelenmesi ve hatta saldırganlık göstermesi doğaldır. Aynı şekilde ona verdiği sözü tutmayan yetişkine kızması da doğaldır.<br />
Ancak, haksız istekleri reddedilince, yaptığı işte zorlukla karşılaşınca, yetişkinlerden sürekli ilgi görmeyince öfkelenip saldırgan olan çocuk, uyumsuz demektir. Saldırganlık konusunda yetişkine düşen görevleri şu şekilde sıralayabiliriz;<br />
1.Çocuğun öfkesini anlamaya çalışmak, öfkenin doğal bir duygu olduğunu kabul etmek. </p>
<p>2.çocuğun çevresine ya da kendisine zarar verecek davranışlar yapmasını önlemek. </p>
<p>3.çocuğa saldırganlıktan başka çözümler olduğunu öğretmek. </p>
<p>4.İyi model oluşturmak<br />
Kıskançlık temelde güvensizlikten kaynaklanan bir duygudur. O ana değin sadece kendisine yöneltilen dikkat ve ilgi, bir başkasına da yöneltilince çocuk kendisini bırakılmış, güvensiz ve desteksiz hisseder. İstediği ilgiyi elinden alan kişiye karşı çocuk öfke ve hınç duyar, öç almak ister ve kendi kendine karşı acıma duygularıyla dolar. Aradığı ilgiyi yine kendi üzerine çekmek isteyen çocuk elinden geleni yapar, yaramazlık edip dayak yese bile razıdır, çünkü dayak bile unutulmaktan daha iyidir. Burada çocuğun bir çeşit mücadeleye girdiğini söyleyebiliriz.Aşağıda çocukların 0-5 yaş fiziksel gelişim tablosunu bulacaksınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=96</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmanin çocuk üzerindeki etkiler ve izler</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=95</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=95#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 07:33:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Yolunda gitmeyen evliliklerde ; özellikle çocuk sahibi olunduktan sonraki dönemde boşanmaya karar vermek ve bu kararı dogru uygulamak cok zordur. 
Zaman zaman çocuklarımızın bu karara vereceği tepkiden ürktüğümüz yada olumsuz etkilenmelerinden korktuğumuz için böyle evlilikleri nihayetlendirmek yerine devamı yoluna gitmeyi tercih ederiz.Yolunda gitmeyen bir evliliğin devamının tercihi de aslında çocuklarımız üzerinde beklediğimiz olumlu geri dönüşlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yolunda gitmeyen evliliklerde ; özellikle çocuk sahibi olunduktan sonraki dönemde boşanmaya karar vermek ve bu kararı dogru uygulamak cok zordur. </p>
<p>Zaman zaman çocuklarımızın bu karara vereceği tepkiden ürktüğümüz yada olumsuz etkilenmelerinden korktuğumuz için böyle evlilikleri nihayetlendirmek yerine devamı yoluna gitmeyi tercih ederiz.Yolunda gitmeyen bir evliliğin devamının tercihi de aslında çocuklarımız üzerinde beklediğimiz olumlu geri dönüşlere sahip olmayabilir,karşılıklı geçinemezlik durumuna sahip insanlarında çocuklarını gerektiği kadar sakin ve sevgi ,saygı anlamında doyuma ulaşabilir bir ev ortamı hazırlamaları da pek olanaklı olmayabilir..</p>
<p>Birey olarak mutsuz ve yolunda gitmeyen şeyleri yaşamaya çalışmak anne yada baba olarak çocuğumuz yaşamındaki rolümüzü de mutsuz yada olumsuz kılacaktır.Ama sağlıksız ve iyi düşünülmeden verilen boşanma kararları da yine aynı şekilde çocukların sağlıklı gelişimlerini olumsuz kılar.Bu yüzdendir ki boşanma bir anda verilebilecek ani bir kara değildir,eşlerin beraber karar vermeleri ve yine bu kararlar doğrultusunda istikrarlı hareket etmeleri beklenir.</p>
<p>Karşılıklı anlaşmalarla ve yeterince düşünülerek alınmış boşanma kararlarında dahi unutmamak gerekir ki çocuklar bu karardan en az anne ve babalar kadar etkilenirler.çünkü çocuklar her zaman anne ve babalarının birbirlerinin birada olmalarını ve birbirlerini ve birbirlerini sevmelerini isterler.Yoğunlukla bu kararı öğrendikten sonra yalnız kalacaklarını ve anne babalarını kaybedecekleri hissine kapılabilirler.Bu yüzden çocuklara boşanma gerçekleşse dahi anne ve babasını kaybetmeyeceğini ve ebeveynlerden birini evi terk etmesi durumunun gündeme gelmesinin çocuğun yaşamındaki rolünü bırakacağı anlamına gelmediğini net olarak açıklayın ve bunu destekler şekilde davranın.</p>
<p>Zaten çocuk için alışılması ve baş edilmesi yeterince zor olan bu süreçte çocuğun yaşamını oluşturan düzende çok fazla değişiklik yapmayın.Mümkünse çocuk her zaman yaşadığı evde devam ettiği okulda yaşamını sürdürsün.Yeni birey ve okul değişikliği ve yeni insanların sorgulamaları çocuk için işi daha içinden çıkılmaz kılacaktır. Çocuğun yaşamında üç süreklilik bulunduğunu bilmeniz gerekmektedir</p>
<p>-Bedenin sürekliliği<br />
-Duygusal yaşamın sürekliliği<br />
-Toplumsal süreklilik</p>
<p>Evden ayrılan ebeveynin yokluğu çocukta özlem yaratacaktır ki çocuklarınızın yaşadıklarından etkilenmiyorlarmış gibi gözükmelerine izin vermeyin.Çocuk çoğu zaman bu derin sarsıntıyı anlatabilecek sözsel ifadeyi bulamayabilir ve kendini bu konuda konuşabilecek ailedeki diğer bireyler kadar yetkili hissedebilsinler diye onları teşvik edin ve kelimelerle ifade edebilmelerinde onlara yardımcı olun.</p>
<p>Dürüst davranmak işe yaracaktır.Bu süreci başından sonuna kadar hissettiklerinizi ve yaşadıklarını açıklayacak ve onun anlayabildiği kelimelerle anlatın .Daha sonra oluşması olası sizi suçlama yada terkedilmişlik hissini yaşatmamanızda yardımcı olacaktır.</p>
<p>Ve belki en önemli olanları çocuklarınıza ayrıldığınız eşinizi kötülemeyin .VE ASLA ÇOCUKLARINIZI TERK ETMEYİN EŞİNİZLE HER NE YAŞAMIŞ OLURSANIZ OLUN BU ÇOCUĞUNUZUN SUÇU DEĞİL VE KAÇ YAŞINA GELMİŞ OLURSA OLSUN ÇOCUĞUNUZ SİZE HER ZAMAN İHTİYAÇ DUYACAKTIR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=95</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saglikli yaşam önerileri</title>
		<link>http://www.kilokonturolu.net/?p=94</link>
		<comments>http://www.kilokonturolu.net/?p=94#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 10:35:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kilokonturolu.net/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın en büyük mutluluk kaynağı sağlıklı bir yaşami olmasidir. İnsanlarda sağlığın kendiliğinden olan doğal bir durum olduğu şeklinde bir görüş yaygındır. Halbuki sağlıklı olmak konusunda bizzat çaba göstermemiz gerekiyor. Hatta bu çabayı doğum öncesi dönemden itibaren göstermemiz gerekmektedir. Durumu nesiller açısından bakıldığında sağlıklı olmak ya da sağlıksız olmak durumunun nesilden nesile aktarılması ihtimali de söz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın en büyük mutluluk kaynağı sağlıklı bir yaşami olmasidir. İnsanlarda sağlığın kendiliğinden olan doğal bir durum olduğu şeklinde bir görüş yaygındır. Halbuki sağlıklı olmak konusunda bizzat çaba göstermemiz gerekiyor. Hatta bu çabayı doğum öncesi dönemden itibaren göstermemiz gerekmektedir. Durumu nesiller açısından bakıldığında sağlıklı olmak ya da sağlıksız olmak durumunun nesilden nesile aktarılması ihtimali de söz konusu olabilir.</p>
<p> Sağlık bir yaşam için yapmamız gerekenlerin pek çoğu günlük hayatta dikkat etmemiz gereken küçük ve kolay şeylerden ibarettir. Her nerede olursak olalım günlük hayatımızı düzenleyen bazı temel kuralların bilinçli bir şekilde uygulanması, sağlığımızı korumamıza yardımcı olur ve diğer bireylerle paylaşmak zorunda olduğumuz hayatımızı kolaylaştırır. Temizlik, sağlıklı beslenme, sigara ve alkolden uzak durmak, bedensel ve zihinsel çalışmalar, düzenli bir yaşam, uyarı ve uyuşturucu maddelerden uzak kalmak, kazalardan korunmak, sağlıkla ilgili yaşayabileceğimiz sorunlardan kurtulmamızda bize yardımcı olabilecek başlıca kurallardandır. </p>
<p>Sağlıklı yaşam konusunda çoğumuzun ihmal ettiği ayrıntılardan biri de sağlıklı giyinmedir. Sağlığımızı korumak için dış ortamın şartlarına göre giyinmemiz gerekir. Tercih ettiğimiz kıyafetler hava, mevsim ve sıcaklık şartlarına uygun özellikte olmalıdır. Giysiler ildi tahriş etmeyecek, teri emebilecek özellikteki maddelerden yapılmalıdır. Vücudun kirlenmesine yol açabilecek işlerde önlük, ellerin kirlenmesine neden olacak işlerde ise mutlaka eldiven giymeye dikkate edilmelidir. Ayrıca serbest harekete izin vermeyen giysiler sağlık açısından zararlıdır. Giyecek seçiminde rahatlık en önemli etken olması gerekmektedir </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kilokonturolu.net/?feed=rss2&amp;p=94</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>




